25 Mayıs 2007

Ciğer kızartma



Ciğerin zarı çıkarılır, büyük damarları ayıklanır. Küplere kesilir. Derin bir kapta un ve tuz karıştırılır. Ciğerler bu karışıma bulanır. Tavada yağ kızdırılır, bu yağa biraz sirke eklenir. Unlu ciğerler hafif silkelenip yağda kızartılır. Bu kadar! :)
Ciğer çabuk piştiği ve hemen kuruyup sertleşebileceği için düşük-orta ateşte biraz pişirilip hemen servise sunulmalı. Afiyet olsun.

20 Mayıs 2007

Patatesli poğaça



Poğaçayı çok sevmeme rağmen çok sık yapmıyorum. Bu konuda tecrübem az olmasına rağmen, her zamanki gibi yapıp araştırma alışkanlığımı ve karşılaştırma-analiz becerilerimi kullanarak:) elimdeki 5-6 tariften derlemeyle bu tarifi oluşturdum ve hemen denedim. Beni mahcup etmedi. Evde iç malzemesi olarak maalesef sadece patates vardı. Alışveriş vaktinin yaklaştığını gösteriyor bu:). Bir dahakine peynirli yapacağım aynı tarifi. Tarifteki bardak, orta boy su bardağı.

Malzemeler:
1 bardak ılık su
1 bardak ılık süt
1 bardak yağ (yarısı yumuşak margarin, yarısı sıvı yağ)
2 yumurta (birinin sarısı üstüne sürülecek)
6 bardak un (yavaş yavaş eklenecek; her un aynı değil)
1 tatlı kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1 paket instant maya
susam
patates püresi

Yapılışı:
Malzemeleri bu sırayla ekmek makinesine koyup, hamur ayarında yoğurtup kabartıyorsunuz. Elinize ufak parçalar alıp, iç malzemesini doldurup tepsiye diziyorsunuz. Yumurta sarısı sürüp susam serpiyor, 370 F derecede pişiriyorsunuz.

1 Mayıs 2007

Bulgur sarma



Komşu bloglardan denediğim iki tarifim var. İlki tarçının mutfağı'ndan bulgur sarma. Pirinç sarmasından hem daha besinli, hem de tahmin ettiğim gibi daha lezzetli oluyor. Ben öyle beğendim ki artık bulgur pilavımı bile bu tarife göre yapıyorum. Biber de ekliyorum o kadar. Özellikle nane, bulgura çok yakışıyormuş.

Tarçınlı kurabiye



Bu tarçınlı kurabiyeler de ağızda dağılan cinsten. Nefis bir şey. Bir yiyen bir tane daha alıyor. Ben arkadaşım Müzeyyen'de yemiştim. O da Ümran'ın sayfasında görmüş. Ümran, Gülenay'dan almış. Gülenay'a da arkadaşı Şeyda yapmış. Şeyda kimden öğrenmiş orasını bilmiyorum, silsileyi bu kadar takip edebildim:)

Ton balıklı makarna



Makarnaları haşlayıp tuzluyorsunuz. Bir konserve ton balığını yağını dökmeden maydanoz, yoğurt ve mayonezle karıştırıyorsunuz. Karışımı makarnaların üzerinde servis yapıyorsunuz. Makarnadan çok hazzetmeyen ben, bu yemeğe bayılıyorum. Ton balığının domatesli soğanlı salatasını da çok seviyorum.

29 Nisan 2007

İskender kebap



Evde iskender yapmak sanıldığı kadar zor değilmiş. Dondurucudan çıkarıp 15 dk. dinlendirdiğiniz eti keskin bir bıçakla ince ince dilimliyorsunuz. Bu dilimleri yapışmaz kızgın tavaya atıp ara ara çeviriyorsunuz. 15 dk. sonra zeytinyağı ekleyip karıştırıyorsunuz. Ayrı bir yerde salça, yağ, su ve domatesle sosunu hazırlıyorsunuz. Bu sostan biraz tavada pişen etlerin üzerine, biraz da kare kare dilimleyip tabağa yaydığınız pita ekmeklerin üzerine gezdiriyorsunuz. Ben pişen etlerin içine dilimlenmiş biberler attım, onlar da beraber pişti. Etleri ve biberleri tabaktaki ekmeklerin üzerine koyuyorsunuz ve en üste isteğe göre kızdırılmış tereyağı gezdiriyorsunuz. Yoğurt ve söğüşle servis yapıyorsunuz. Afiyet olsun!

(19.5.07)

İskender kebap-2



Yukarıdaki tariften farklı yanı şu: Etler hiç sosla pişirilmiyor. Azar azar su eklenerek pişiriliyor. Biberlerse sosun içinde pişiriliyor. Kalan sos en son tabaktaki etlerin üzerine dökülüyor.

28 Nisan 2007

Kabak dolması



Evet, biriken tariflerimi yayınlama zamanı geldi. Ama birçoğunun resmini çekmemişim. Mesela fırında mantarlı tavuk yemeği. Mesela mantarlı et sote. Bu ikisini ilk kez denemiştim ve çok beğenildi.. İçinde mantar olan yemeğin kötü olma ihtimali var mı? Ondan sonra, sık sık yaptığım ama nedense siteye koymadığım bisküvili irmik tatlısı var. Çoğunuzun bildiği bir tarif olduğunu düşündüğüm için herhalde. Hem çok basit, hem de tadından yenmiyor:) Gelelim resimleri olanlara..

Kıymalı kabak dolmasını çok severim. İçine yeşillik olarak dereotu katar ve yoğurtla yerim, çünkü herkes gibi ben de bu üçlüye bayılıyorum:) Hafif de acılı olacak. Ben ne sarma, ne dolma içini pişirerek yapıyorum. Annemden öyle gördüm. Soğanı, pirinci, eti, domatesi, yeşilliği, biber salçasını, zeytinyağını ve baharatları karıştırıp, malzemeyi doldurup öyle pişiriyorum.

27 Nisan 2007

Buruk final



Uzun bir aradan sonra döndüm. Yani inşallah:) Okul bitti. Hem üzerimden bir yük kalkmış gibi hissediyorum, hem de seneye Türkçe dersi vermeyecek olmanın bir burukluğu var. Tahta kalemlerime, kitaplarıma, notlarıma baktıkça gerçekten üzülüyorum. Umarım kısa zamanda öğretmeye geri dönerim ve bu arayı iyi değerlendirebilirim. Öğrencilerim aralarında para toplayıp son derste bana bir demet gül almış, yanına da bir kart iliştirmişler. Üzerine kalemleri döndüğünce Türkçe, dönmediğince İngilizce birşeyler yazmışlar:) Ben de onlara sabah sabah sütlaç yapıp götürdüm çünkü Türk yemeklerini öğrendiğimiz ünitede 'şimdi böyle kuru kuruya olmuyor, uygulamalı yapsak' türünden mesajlarını sağolsun iletmişlerdi:) Ben sütlacı ikram edince bir tanesi de çantasından peçetelere özenle sardığı Türk kahvesi fincanlarını çıkarıp kendi elleriyle yaptığı ve termosa koyup 1,5 saatlik yoldan okula getirdiği Türk kahvesi servisine başlamasın mı! :) Velhasıl güzel bir final oldu. Derste öğrencilerin kendi hayatlarıyla ilgili kompozisyonlarının sunumu vardı. Bazısı slayt gösterisi eşliğinde, hepsi birbirinden başarılı sunumlardı. Kimi evli çocuklu, çoğu yoğun okul hayatı dışında bir de işe giden bu çalışkan, zeki, saygılı öğrencilerimin hepsiyle tek tek gurur duydum gerçekten. Bu akademik yıl da böyle bitti..

Bu güzelim laleler de güllerden önce vazomda duran doğum günü hediyesi..

15 Şubat 2007

Cevizli sütlaç



Arkadaş tariflerine devam. Uzun süre önce sütlaç yapmak için pirinç unu almıştım, sonunda yaptım ve nihayet yazabiliyorum. Hatice'nin tarifini denedim ve çok memnun kaldım. Üzerine öğütülmüş ceviz ve tarçın karışımından serptim.

Taze fasulye salatası



Bu salatanın birkaç yerde farklı tariflerini okudum. Fasulyeyi sevdiğim için hemen denedim. Burada taze fasulye haşlanmış ve boyuna dilimlenmiş olarak satılıyor; o yüzden benim için hem nefis, hem pratik bir salata oldu. Bir konserve fasulyeyi salata tabağına alıyor ve çok az tuzluyorsunuz. Üzerine sarımsaklı yoğurdu döküyorsunuz. Birkaç kaşık zeytinyağında kırmızı pul biberi kızdırıp en üste de bunu gezdiriyorsunuz. Afiyet olsun!

13 Şubat 2007

Elmalı kurabiye



Bu kurabiyeyi bir sabah kahvaltıya gelecek misafirlerim için yaptım. İlk kez yaptığım için tedirgindim ama beni mahçup etmedi. Bunu benim Türkçe öğrencilerimi ziyarete geleceği zaman Hülya yapmıştı. Tabii çoğu kahvaltı yapmamış öğrenciler hapur hupur götürdüler hepsini:) Nefis olmuştu. Elma yemeyi sevmeyen bana elmalı kurabiyeyi sevdirdiğin ve bu harika tarifi repertuarıma kattığın için tekrar teşekkürler arkadaşım.

Malzemeler:
250 gram margarin
1 çay bardağı yoğurt
1 çay bardağı pudra şekeri
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
aldığı kadar un


İç malzemesi:
3 adet rendelenmiş elma
3 yemek kaşığı toz şeker
1 su bardağı dövülmüş ceviz
1 yemek kaşığı tarçın


Yapılışı:
1. Malzemeler karıştırılıp yumuşak bir hamur yapılır. Hamur 3 eşit parçaya ayrılır. Her bir parça merdaneyle 5mm kalınlığında açılır ve 8 üçgene kesilir. (Hamur ne ince ne kalın olacak.)
2. İç malzemesi bir tavaya konularak pişirilir, en son tarçın eklenir. (Benim iç malzemesi biraz arttı. İki elmadan yapsaydım yeterdi sanırım.)
3. Hazırlanan iç, üçgenlerin kalın tarafına konularak sigara böreği gibi sarılır. Tepsiye dizilir, 170C derecede üzeri hafif pempeleşinceye kadar pişirilir. Fırından çıktıktan sonra kurabiyelerin üzerine pudra şekeri serpilir.

Afiyet olsun!

10 Şubat 2007

Tavuk-Pilav-Patates



Bu şekilde tavuğu ilk hayat'ın sayfasında görmüş ve hemen denemek istemiştim. Sevgili kızı matilda yapmış ve uyduruk olduğunu düşündüğünden:) tarifini vermeye gerek görmemiş. İsteyince sağolsun hemen verdi. Fırında tavuğa harika bir alternatif ve çok daha lezzetli oluyor. Tarife yorumlardan ulaşabilirsiniz. Tavuk başta kendi yağıyla teflonda kızartılıyor. Sonra soğanlı sarımsaklı sos hazırlanıp üzerine dökülüyor ve biraz daha pişiriliyor. Ben sosu yaparken domates yanında, domates ezmesi de kullandığımdan su eklememe gerek kalmadı. Öylece tavanın ağzı kapalı çok güzel piştiler. Bu tarif aslında yapılış süresi olarak olmasa da kolaylık derecesi bakımından benim şipşaklar kategorisine girebilir:) Tekrar teşekkürler matilda.



Yanına pilav ve patates yaptım. Aşağıdaki patatesleri değişik zamanlarda yapmıştım. Üçü fırında, biri kızartma. Fırında yaparken istediğim şekilde doğruyor, zeytinyağı, tuz, kekik ve kırmızı pul biberle harmanlayıp kızgın fırına veriyorum. Afiyet olsun.

3 Şubat 2007

Mim olayı:)

Güzel arkadaşım umran sağolsun beni düşünmüş ve mimlemiş:) Kendimi anlatmak zor olacağı için aşağıdaki şekilde aklıma gelen şeyleri sıralamaya karar verdim. Bu site bir anlamda benim günlüğüm de olduğu için ileride aklıma yeni şeyler gelirse onları da bu başlık altında eklemeyi düşünüyorum.

Hayatta en zevk aldığım şeyler: Hediye almak, vermek, paketlemek; hiçbir şey satın almayacak olsam da giyinip kuşanıp çarşı-vitrin gezmesine çıkmak; arkadaşlarımla dışarıda veya içeride buluşmak, çay eşliğinde sohbet etmek; dergi karıştırmak; mektup yazmak, kart atmak; İstanbul’da kitapçıları gezip kitap almak; yeğenlerimle konuşmak, onları bakkala götürmek:); çocuk sevmek; hayır işlerinde bulunmak; mutfakta yeni şeyler denemek; Türkçe öğretmek; sevdiklerime kahvaltı hazırlamak, beraber yemek; sabahları annemin veya ablamların beni uyandırması; konferans dinlemek; şiir okumak; kadın meseleleri; arada tek başıma kimseyi tanımadığım bir kafeye gitmek; etrafı seyretmek; espiri yapmak; sevildiğimi bilmek, öğrenmek; kış günleri battaniyeye sarılıp televizyon karşısında mayışmak; çiçeklerimden birinin açtığını görmek; bir yere davet edilmek; yaptığım işin takdir edildiğini duymak; kendimle ilgilenmek; soba üzerinde ekmek kızartmak, köy peyniri eşliğinde çayla yemek; üç kız kardeş muhabbet etmek, birilerini çekiştirmek:), planlar yapmak; spor salonuna gitmek, egzersiz yapmak; erkek kardeşimle şakalaşmak, maceralarını dinlemek; annemin “afferim benim kızım” demesi:); dil öğrenmek; seyahat etmek; şımarmak; Türkiye’ye gitmek; kar manzaralı pullu kartlar; Trabzon dağlarının kokusu, manzarası; evimin ve mutfağımın tertemiz, düpdüzenli olduğu zamanlar; Amerikan country müziği; kıyafet beğenmek; sanatla uğraşmak; tercüme yapmak; anlayışlı ve zeki insanlarla karşılaşmak; Halley (mmmm); dans etmek....vs vs.

Hoşlanmadığım şeyler: Lavaboların tıkanması; dudağımın uçuklaması; çoraplarımın ıslanması; gözlük takmak; telefonda konuşmak; kibirli, ikiyüzlü, çıkarcı, kıskanç, ve hoşgörüsüz insanlar (kim sever ki böylelerini?); düşüncesiz konuşmalar; özür dilemekte zorlanmam (aşmaya çalışıyorum); bir şey dikte edilmek; bazen bencil olduğumun farkına varmak; çocukluktan kurtulamamam; sinirime hakim olamamak; lünaparklardaki her şeyden, yüksekten, en ufak tıkırtıdan korkan bir ödlek olmam:); çok uyumak; çok uyuyamamak:); yapıştıracağım lafın sonradan aklıma gelmesi:); çamurlu yollar; yapacağım işleri aciliyet sırasıyla değil, istek sırasıyla yapmaktan kendimi alamamak; istediğim, alıştığım şeyleri Amerika’da bulamamak; Türkiye’de devlet daireleri; Amerikan dış politikası; iş ahlaksızlığı; bazı insanlara gereğinden fazla saygı göstermem, değer vermem; bir şeyimi kaybetmek; ödev yetiştirmek zorunda olmak ve buna rağmen hep son ana bırakmak; üşümek, boş vakit geçirmek, çorbanın taşması, mutfakta elimi yakmak....vs vs.


Ben de hülya, esma, ebru, beyhan, ferhan, arife, ve serap'ı mimliyorum:)

28 Ocak 2007

Fransız sandviç ekmeği



1 su bardağı ılık su
1/4 su bardağı süt
1 tatlı kaşığı tereyağı
2 tatlı kaşığı şeker
1,5 tatlı kaşığı tuz
3 su bardağı un
2,5 tatlı kaşığı aktif kuru maya

Malzemeler bu sırayla ekmek makinesine konur ve hamur ayarına getirilir. Hamur yoğurulup kabarınca çıkarılır ve elle tekrar biraz yoğrulur. Dayanıklı bir kaba yerleştirilir, ılık fırında tekrar kabarması beklenir. On santim uzunluğunda silindir şekilleri verilir ve altına irmik tozu serpilen tepsiye yerleştirilir. Hamurların üzeri suyla ıslatılır, bıçakla üzerlerine boydan boya biraz derince bir çizik atılır, az un serpilir ve 450F derecede iyice kızarana kadar pişirilir. (Ben flaş kullandığım için resimde biraz açık renkte çıktılar.) Kıtır kıtır sandviç ekmekleriniz hazır! Hemen yumuşamasını istiyorsanız fırından çıkardıktan 5 dk. sonra bir beze sarıp kapalı bir kapta tutabilirsiniz.

Bunlar da başka sefer yaptığım çiziksizleri:)

23 Ocak 2007

Güvercini vurduk, farklı düşünenleri hep vuracak mıyız…

Hrant Dink son yazısında; 'Tıpkı bir güvercin gibiyim... Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce.' diye yazmıştı. Ama bu ülkede güvercine dokunmuşlardı… Hem de önce, görüşlerine inançlarına tepki adına 'linç' kampanyaları düzenleyerek ruhunu, bedenini, zihnini tokatlayıp sonra da katletmişlerdi…
Şimdi, Hrant'ın katil zanlısı yakalandı, en azından bir teselli belki… Bunun için güvenlik güçlerinin başarısını ve siyasi iktidarın kararlı duruşunu kutlamak gerekiyor.
Peki bu yeterli mi? Asla…
Unutmayalım ki, Hrant Dink aylarca bir etnik şiddet fırtınası ve nefretle, azınlığın azınlığı haline dönüştürülerek ruhu ve bedeni hırpalanmıştır. Mahkeme kapılarında Hırant Dink'i 'linç' etmek üzere beklenmiş ve adeta saldırının provası yapılmıştır. Hepimiz için esas utanç budur.
Yüzyıllarca aynı medeniyetin sevgi coğrafyasında yan yana, bir arada yaşamış insanların şimdi nasıl acımasız bir 'nefret'in kollarında savrulduğunu, neden farklı düşünenleri yok etmek için 'linç' kampanyaları düzenlediklerini sorgulamak ve önce bu utançla yüzleşmek zorundayız.
Çünkü hepimizin eline kan bulaştı.
Çünkü, bu ülkede bizim gibi düşünmeyenlere 'vatan hainleri', 'kanı bozuklar' diye haykırdık, manşetler attık…
'Kapalı Türkiye' hayalleriyle kendi kendimize 'vatanseverlik' masalları üretip linç kültürünü köpürterek farklı olanları hedef gösterdik.
Üniversite kapılarında 'tecrit odaları' oluşturup, inançlarından dolayı Türk çocuklarına 'vebalı' muamelesi uyguladık…
Yıllardan beri çözülemeyen Kıbrıs konusunda, farklı çözümleri seslendirenleri 'vatan haini', vatan satıcısı ilan ettik…
Sadece, terörden bu ülkenin yaşadığı acıları dindirmek, barış ve kardeşlik adına, 'Kürt sorunu çözülmelidir' diyenlere bölücü gözüyle baktık.
Türkiye'nin 50 yıllık Avrupa Birliği rüyasını savunanlara karşı, 'Kızıl elma' mangaları oluşturup kurtuluş savaşı çağrıları yaptık…
Her taşın altında bir 'Türk düşmanı' bulmak umuduyla, bir roman yazan, konuşma yapan, demeç veren insanlar için darağaçları kurulmasını istedik…
Farklı kimliklere sahip olanları, farklı düşünenleri, farklı inananları, farklı giyinenleri 'vatan haini' ya da 'potansiyel tehlike' olarak görüp linç kültürünün hedefi haline getirdik ya da onlara seyirci kaldık…
Yıllarca kardeşçe ve barış içinde yaşayan aynı coğrafyanın çocuklarını 'düşman kamplar'a bölerek, demokrasinin ve özgürlüklerin yolunu kesmek isteyen hastalıklı ve karanlık odakları görmezden geldik…
Şimdi çok çaresiziz… Çünkü, Hrant Dink'le birlikte bütün değerlerimize de kurşun sıkıldı ve hepimizin elinde kan var…

Mehmet Ocaktan

22 Ocak 2007

Fırında köfte kule



Efendim ne isim vereceğimi şaşırdım yemeğe. Doğaçlama bir şekilde yaptım, ardından internette araştırıp ismi var mı diye baktım ama bulamadım. Bulduklarımda patates yok. Tarif şöyle: Patlıcanlar ve patatesler dilimlenip yağda çok az kızartılır ve tuzlanır. Köfteler yuvarlanır (köfte bendeki İzmir köfte tarifi). Fırın tepsisinin dibine patates, üstüne resimdeki gibi sırasıyla köfte, patlıcan, domates ve biber dilimleri dizilir ve kürdan batırılır. Tepsi aluminyum folyo ile iyice kapatılır ve yemek bir saat pişirilir. Diğer tarafta 1 domates, iki kaşık salça, bir bardak su, fesleğen ve biraz zeytinyağını karıştırıp pişirerek hazırladığımız sos fırın tepsisine yavaşça dökülür, bir kısmı da malzemelerin üzerine gezdirilir. Folyo kaldırılır, ızgara kısmında yemek 5 dk. daha tutulur ve çıkarılır. Bu kadar!

Peynirli mantar



Mantarlar yıkanır ve çok ince olmayacak şekilde cam fırın kabına doğranır. Üzerine tuz, kekik ve kırmızı pul biber serpilir ve birazcık zeytinyağı gezdirilir. İki kaşık yardımıyla bunlar iyice harmanlanır. Üzerine beyaz peynir ufalanır ve biraz daha karıştırılır. Üstü açık bir şekilde fırında pişirilir. (Malzemeler kendi suyunu bırakacak, sonra çekecek, peynirler birazcık eriyecek. O zaman yemeğiniz pişmiştir.) Kahvaltıya harika gider. Etli yemeklerin, patates püresinin yanına da. Genelde beğenmediğim yemekleri zaten siteye eklemiyorum, tekrar denenmek üzere resimleriyle bekliyorlar. Ancak bu başlıktaki iki yemeği de zor bir yorumcudan tam not almaları hasebiyle gözüm kapalı tavsiye edebilirim.

8 Ocak 2007

Kıymalı patates oturtma



Bu nefis oturtma yemeğini ne zamandır yapmamıştım. Önce soğanı, sarımsağı ve biberi doğrayıp yağda kavuruyoruz. Üzerine yarım kilo kıymamımızı ilave ediyoruz. 10 dakika kadar kavurduktan sonra tuz, kekik ve pulbiberimizi de ekliyoruz ve ocaktan alıyoruz. Ağzı kapaklı bir fırın kabının dibine yuvarlak kestiğimiz patateslerden diziyoruz. Bunun üzerine biraz kıymadan koyuyoruz. Tekrar patates, tekrar kıyma derken kabı dolduruyoruz. Üzerine tuzlu-salçalı kaynamış su gezdiriyoruz ve fırına veriyoruz. Pişip pişmediğini patateslere çatal batırarak kontrol edebilirsiniz. Son aşamada üzerine maydonoz serpip kapağını açıyoruz ve 3-4 dk. sonra fırından çıkarıyoruz. Afiyet olsun! Yanına pilav ve ayran çorbası lazım:)

5 Ocak 2007

Sebzeler.. ve tabii ki meyve

Lahana salatası'nın tarifi Hülya'dan. Özellikle açken yapıp yemeyi deneyin ama benim gibi fazla kaçırmayın:)


Kuzu etli taze fasulye. Fırında değil de ocak üstünde pişirilmesi tavsiye olunur. Tarifi yazmaya gerek yoktur sanırım.


Kabak graten tarifi bujene'den. Karnabahar ve ıspanak gibi sebzelere de aynı tarif uygulanabiliyor.


Fırında zeytinyağlı taze bezelye. Bu bezelyeyi yanlışlıkla bakla yerine aldım:) Sonra bu şekilde başka sebzelerle karıştırıp fırına verdim. Normalde salçalı sulu yemekleri daha çok severim ama bunun da özellikle patatesleri çok lezzetli oldu.


Zeytinyağlı pırasa. Geçen komşudan kokusu gelince ben de yapayım bari dedim:) Küçükken pek de sevmediğim bu sebzeyi şimdi bayıla bayıla yiyorum. Ama hatırlatan bir şey olmasa yapmak aklıma gelmiyor nedense:)


Ispanak yemeğini herkes biliyor. Bazen kıymalı, bazen pirinçli, bazen yumurtalı yapıyorum. Burada ıspanaklar hazır paketlerde yıkanmış ayıklanmış olarak satılıyor. Böyle besinli ve fazlasıyla topraklı bir sebzenin pişirilmesi için ne büyük kolaylık tahmin edersiniz.

Meyve salatası eşimden. İçinde armut, mandalina, elma, portakal, kivi ve nar var. Bunlar doğrandıktan sonra üzerine karışık meyve suyu gezdiriliyor.

1 Ocak 2007

Yılın bu zamanı..

Noel zamanı komşularımızın yapıp şirin bir notla herkesin kapısına bıraktığı kurabiyeler.



Burada yüzyüze samimi ilişkiler zayıf olsa da aileler böyle şeyleri ihmal etmiyor, çünkü dini içeriği de var. Bazen de harika pullu kartlara tebrik veya davet notları yazıp bırakıyorlar kapımıza. Zaten haftada birkaç gün mutlaka bir sosyal faaliyet oluyor sitede. Elişi, bilgisayarda film yapımı, evsiz ve kimsesizlere yardım programları, bovling, geziler.. Bilhassa çocuklu ailelerin canının sıkılması mümkün değil burada. Geçim sıkıntısı, trafik derdi vs.'nin pek olmadığı ve sivil toplum örgütlerinin yaygın olduğu yerde insanların böyle şeylere hem vakti hem isteği oluyor.



Bu da benim çok severek aldığım kış kartlarından biri.



ve, yılın bu zamanında bile açıp benim şımartmalarımı hak eden sıklamenim. Bir buçuk sene önce kupkuru bir halde bana gelen şirinenin bu ilk çiçeği. Sabrettiğime değmiş. Kırmızı açanın resmini siteye koymuştum. Bu inşallah farklı renk açar demiştim, böyle eflatunumsu-pembemsi bir renk açtı. Her sabah uyandığımda, her okuldan geldiğimde çiçeklerimi seyretmek bilinçsiz de yapsam bana en zevk veren şeyler arasında..



Bayramdaydık değil mi? :) Herkesin Kurban bayramı tekrar mübarek olsun.
Bu seferki sırf fındıklı:) Türkiye'ye de bu baklava yufkalarından geldiyse yaşadık. Bir saat sürmüyor hazırlanması.

27 Aralık 2006

Çayın yanına..



Sevgili Esma benden bu böreğin tarifini yazmamı istemişti. Geçen haftaki davet için yapmıştım. Sofranın resmini ve Esma'nın ödüllü incirli kekinin tarifini afiyetle'de görebilirsiniz. Bu arada kek ve tatlı uzmanımız Esma'ya tekrar siten tekrar hayırlı olsun diyelim. Aramıza biri daha katıldı:) Sofradaki Hülya'nın brokoli ve mısır ekmekli salatası ve Ahıska ketelerinin de adını anmadan geçmeyelim. Nefistiler. Gelelim benim tariflere.
Kıymalı börek fillo dough'dan yapılıyor. Önce kıymayı soğan ve karabiberle iyice kavurup pişiriyorsunuz ve ılımaya bırakıyorsunuz. Fillo dough paketinden iki rulo yufka çıkacak. Bunlardan birini açıp seriyorsunuz ve üç eşit kata ayırıyorsunuz. Yani bir ruloda mesela 15 yufka varsa, bir böreği 5 yufkadan sarıyorsunuz. Katları yumurta ve yoğurlu karışımla sıvıyorsunuz (Benim kıymada pek yağ olmadığı için sonradan keşke sürdüğüm karışıma biraz yağ da katsaydım dedim.) Kıymayı koyup sarıyorsunuz. Böylece altı adet uzun böreğiniz oluyor. Kalan karışımı da üzerlerine sürüp fırınlıyorsunuz.




Piştikten sonra üçe kesip servis yapıyorsunuz. Çıtır çıtır, yağsız bir börek oluyor. Afiyet olsun.

Yoğurtlu püre:




Zeytinyağı, limon suyu, tuz ve karabiberle patates püresini hazırlıyorsunuz. Sonra elinizle çukur şekli veriyorsunuz. İçine yoğurt, sour cream (süzme yoğurt gibi) ve biraz mayonez karışımını koyup dereotuyla süslüyorsunuz.

Siyah fasulye (black beans) salatası:



Bu salatayı ilk Esma yapmıştı bize. Tarifi sitesine yazınca ondan alabilirsiniz. Yazarsın değil mi Esma? :) Acayip lezzetli oluyor. Ben farklı olarak sadece rafadan yumurta ekledim.

Bir de çikolatalı-portakallı kek tarifi var:




Vanilyali keki pişiriyoruz, bardakla yuvarlaklar halinde kesiyoruz. Arasına krem şanti ve zarları alınmış portakal dilimleri koyuyoruz. Üzerine de çikolata sosu ve servise yakın krem şanti koyuyoruz. İçine pasta kreması da konabilir. Bunu aslında dikdörtgen borcamda yapıp kare kare kesmeyi planlıyordum ama unuttum. O şeklini yapınca siteye koyarım.

15 Aralık 2006

3,5 yaş telefon muhabbeti:)

(Zehra’yla konuşmamız biterken)
- Teyzesi şimdi telefonu nineye ver bakiim?
- Önce kardeşime vericem. (ikiz kardeşi)
- ?!. Tamam peki:)
(Şeyma cırtlak sesiyle:) :
- Sen Ahmet’i görmeye gelicek misiiiin? (Ahmet, birkaç haftaya doğacak kardeşleri.)
- Gelemiicem, ben okula gidiyorum:(
- Sen niye okula gidiyosun, sen küçük müsün? (geçen yaz niye’li sorularla beni çılgına çevirmişlerdi:) )
- Hayır ben büyüğüm, büyükler de okula gider.
- O okul çok mu büyük?
- Evet tatlım çok büyük:)
Yemek yediniz mi Şeyma?
- Yedik.
- Ne yediniz?
- Ama sen göremezsin ki, orası çok uzak.
- Olsun, sen söylersen ben bilirim. Ne yediniz?
- Kuru fasulye.
Bi de çay.
- :)
- Sen ne zaman geliceksin?
- Okul bitince uçağa atlicam gelicem.
- Tamam, bana balon getir.
Zehra’ya da getir!
- :)

13 Aralık 2006

Mantarlı karnıyarık


Karnıyarık, siteye eklediğim ilk yemek. Ancak o zaman tarifini vermemişim. Herkes biliyordur zaten, kısaca geçeyim: Soğan, biber, mantar ve kıyma kavrulur. Salça, domates, maydanoz, tuz ve kırmızı biber eklenir, şöyle bir karıştırılıp soğumaya bırakılır. Patlıcanlar alacalı soyulup yağda hafif kızartılır ve kağıt havluda ılımaya bırakılır. Daha sonra tepsiye yerleştirilir, ortalarından kesilir, biraz tuzlanır ve kıymalı mantarlı içten bolca karınlarına yerleştirilir:) Üzerleri biberle süslenir. Tepsiye kaynamış salçalı su dökülür ve birkaç sarımsak atılır. Resim tam bu aşamada çekildi. Ben mantarı kıymayla aynı miktarda veya daha fazla koydum. O kadar lezzetli oldu ki.. Yanına hep cacık ve pilav yaparım. Burada patlıcan da kıymetli :) çünkü bu Akdeniz patlıcanlarından Ermeni marketten alabiliyoruz sadece ve orada da her zaman bulunmuyor. Ermeni teyzeyle amcamız sağolsun bu tür çoğu ihtiyacımızı onlardan karşılıyoruz. Türk salatalıkları, bisküviler, salçalar, turşular.. ve hoş bir aksanla harika Türkçe konuşuyorlar:)

11 Aralık 2006

foto: Uğurhan Betin

Sivas'ta Yoksul Çocuklar

Sivas'ta Ulu Camii avlusunda çocuklar
Yalvaran gözlerle etrafa baka baka
Açıyorlar küçük esmer avuçlarını:
-Emmilerim sadaka! Emmilerim sadaka!

Hükümet konağının yanında biri
Bir kemik kalmış bir deri...
'Boya cila yimbeş, boya cila yimbeş' diye ağlıyor
Ve daha fırça bile tutamıyor elleri.

Garipler Pazarı'nda körpe çocuklar
Yorgunluktan güzelim yüzleri al al...
Öldüren bir çığlık dudaklarında:
-Boş hamal! boş hamal! boş hamal!

Nane satan su satan yetim çocuklar
Şarkı söyleyemediler güneşe aya...
Biliyorum ne masal dinlemeye doydular
Ne oyun oynamaya...

Bezirci'de,Yüceyurt'ta Altıntabak'ta...
Çocuklar var incecik yüzleri nurdan
Ama toz toprak içinde elleri ayakları
Oyuncakları çamurdan...

Ve günahkar çocuklar, suçlu çocuklar
Mahkeme salonunda bakarım dizi dizi
Bu suç bizim suçumuz,bu günah bizim
Affedin bizi.

Gökteki yıldızlar kadar sayısız
Ah yurdumun kimsesiz ve yoksul çocukları
Anladım farkınız yok koparılmış başaktan!
Alın bu gözleri benden, alın bu yüreği artık
Utanıyorum yaşamaktan.


Yavuz Bülent Bakiler

foto: Ahmet Deniz Taylan

Yardımlara katılmak için: Fişek , Velim olur musun?

9 Aralık 2006

Mantarlı ıspanaklı kiş

Tarifin aslı Selin'den. Ben fazladan mantar ve beyaz peynir ekledim ve yumurta sayısını azalttım. Bir de kişin hamuruna kepek unu kattım. Bugünlerde çok popüler olduğu için denedim. Biraz vakit alsa da çok doyurucu bir yemekmiş. Denildiği gibi istediğiniz sebzeyi içine katarak pişirebilirsiniz. İki kişiye fazla geldi benim yaptığım, o yüzden bir kısmını buzluğa kaldırdım. Sekiz kişilik kahvaltı sofralarına ideal bence.



7 Aralık 2006

Günlerden bir gün..

Bu haftaki kızlar toplantısının resimlerini ben çektim. Hülya her hafta "bak yine mi getirmedin makineni" diye sitem edip bu hafta üzerine bir de hatırlatma e-maili atınca e hadi dedim, bu haftanın sofrası da kalimeero'nun arşivine girsin, biraz sayfamız şenlensin:) Hepsi birbirinde leziz bu tariflerle Hülya'nın şirin evine konuk olduk bugün. Yedik içtik, binbir konuda muhabbet ettik, dertleştik. Çoğumuz kilometreler katedip geliyor bu toplantılara çünkü gurbet elde arkadaşın ne demek olduğunu hepimiz biliyoruz. Tekrardan ellerinize, dillerinize, ayaklarınıza sağlık. Harika bir gündü. Sayfamı da yine Hülya'dan ilhamla değiştirdim. Bakalım belki eski haline geri döner, belki böyle kalır. Yeşile bayağı alışmıştım. Bir ara kenar rengini açmaya çalıştım ama sevdiğim bir ton bulamayınca bırakmıştım.

Fındıklı kapkek


Kısır


Yoğurtlu pişi


Nohutlu salata


Kakaolu pamuk kek


Havuçlu revani

3 Aralık 2006

Patlıcan pane


Bostan patlıcanlarını ince dilimlere kesiyoruz, tuzlu suda biraz bekletiyoruz. Diğer tarafta maydonoz, beyaz peynir ve kırmızı biberi karıştırıyoruz. İki patlıcan dilimini bu karışımla birbirine yapıştırıyoruz. Bu çifti önce una, sonra yumurta sarısına, sonra da galeta ununa buluyoruz ve kızgın yağda patlıcanlar pişene kadar kızartıyoruz. Peynirinizin tuzuna göre paneler pişerken tuz serpebilirsiniz.